Sevgi Elde Etmenin Sapkın Bir Yolu: Öldürme Üzerine Kısa Bir Film (1988)

12/12/2020
808 Görüntüleme

Yönetmen: Krzysztof Kieslowski

Ülke: Polonya

Yapım Yılı: 1988

Yapımcı: Ryszard Chutkowski

Senaryo Yazarı: Krzysztof Kieślowski,  Krzysztof Piesiewicz

Oyuncular: Miroslaw Baka, Krzysztof Globisz, Jan Tesarz

Son derece yalnız olan Jacek, başıboş şekilde Varşova sokaklarında dolanır ve cinayet işlemeye karar verir. Aynı zamanda insanlara ve hayvanlara kötü davranan bir taksici, işe çıkar. Jacek’in kimi öldüreceği belli değildir, sadece araba sahibi olmak ister ve bu yüzden taksicileri gözetlemeye başlar. Cinayet aletini seçer ve bir kafeye gider. O sırada kafede bulunan Piotr, aynı gün avukat olmaya hak kazanmıştır ve mesleğine kabul edildiği haberini almıştır. Taksicinin arabasına herkesi almaması, özellikle de taksiye ihtiyacı olan insanları gördüğü anda kaçması Jacek’le karşılaşmasını sağlamıştır.

Jacek, taksiye biner. Taksiciyi ıssız bir yere götürür. Eline doladığı iple taksiciyi boğmaya başlar. Boğularak ölmeyen taksiciyi, kafasına vurarak öldürmeye çalışır. Öldüğünü düşündüğü taksiciyi göle götürür. Tam göle atacağı sırada taksicinin ölmediğini fark eden Jacek, taksiciyi çevreden bulduğu bir taşla öldürür. Taksicinin arabasını alır ve sevdiği kadının yanına gider fakat kadın tarafından onaylanmaz. Jacek tutuklanmıştır. Piotr, Jacek’in avukatı olur. Jacek idama mahkûm edilir. Piotr, onun idam edilmesine engel olamaz ve Jacek devlet tarafından öldürülür.

1 – Teknik Kodlar ya da Temel Anlamın Gösterenleri

A) Çerçeveleme

Öldürme Üzerine Kısa Bir Film 485 çekimden oluşur.

  • %15,25…’ini baş çekimler
  • %12,57…’sini omuz çekimler
  • %12,37…’sini bel çekimler
  • %11,54…’ünü genel çekimler
  • %10,92…’sini göğüs çekimler
  • %10,10…’unu yakın çekimler
  • %6,39…’unu ayrıntı çekimler
  • %6,18…’ini boy çekimler
  • %5,77…’sini toplu çekimler
  • %5,77…’sini diğer çekimler
  • %3,09…’unu diz çekim ölçeklerinden oluşmaktadır.

B) Işıklandırma

Filmin genelinde ışıklandırma, filmin atmosferine uygun şekildedir. Işıklandırmaya sarı ve yeşil renklerinin tonları hakimdir. Filmin bazı bölümlerinde, özellikle de askerlerin gösterildiği bölümlerde, ışıklandırmaya soğuk renkler hâkim olmuştur.

C) Renk

Filmin neredeyse tamamına hâkim olan renkler yeşil ve sarı tonlarıdır. İç mekân ve dış mekan farkı gözetilmemiştir, her ikisine de aynı renk tonları hakimdir. Kieslowski, filmi yeşil filtreyle çekilmiştir. Yeşil rengi, güven ve huzur anlamına gelse de filtre olarak kullanıldığında anlamı değişmektedir. Filtre olarak kullanılan yeşil rengi filmlere “dünyanın boş, acımasız ve kötü olduğu” anlamlarını katmaktadır. Yeşil filtre filmde, diğer renklerin üzerine binerek onları daha da karanlık bir hale getirmiştir. Sarı rengi ise ölüm ve hastalık anlamlarını barındırmaktadır. Filmin içeriğine uygun olarak bu renkler tercih edilmiştir.  Yeşil ve sarı renklerin dışında askerlerin gösterildiği sahnelerde, kırmızı, mavi renkleri ve soğuk ışıklandırma kullanılmıştır. Yine aynı şekilde kırmızı ve koyu mavi renkleri şiddetin renkleridir.

Ç) İç ve Dış Mekanlar

İç Mekanlar
  • Kazan dairesi
  • Sinema
  • Poitry’nin mülakat için beklediği oda
  • Taksi
  • Poitry’nin mülakata girdiği oda
  • Fotoğraf dükkânı
  • Süper Toto bayisi
  • Tuvalet
  • Kafe
  • Manav – Cashier’in kaldığı oda
  • Mahkeme salonu
  • Koridor
  • Hâkim odası
  • Hapishane
  • İdam odası
  • Hapishane müdürü odası
  • Hapishane, Jacek’in kaldığı oda
Dış Mekanlar
  • Sokak
  • Taksici’nin evinin önü
  • Manav dükkânın önü
  • Fotoğrafçı dükkanının önü
  • Ressamın resim yaptığı alan
  • Köprü
  • Taksilerin kalktığı yol
  • Kafe’nin önü
  • Mokotow bölgesine giden yol
  • Cineyetin işlendiği alan
  • Göl kenarı
  • Mahkeme Önü
  • Hapishane Bahçesi

D) Giysi ve Dekor

Öldürme Üzerine Kısa Bir Film’de kullanılan giysiler günlük yaşama uygun giysilerdir. Karakterler, günlük yaşamlarına, yaşlarına ve mesleklerine uygun şekilde giyinmişlerdir. Askerlere üniforma, avukatlara takım elbise ve cübbe,  doktora önlük giydirilmiş ve destekleyici aksesuarlar takılmıştır.

Filmde dekor kullanımı, genelde karakterlerin özelliklerini yansıtır niteliktedir. Örneğin; taksicinin arabasındaki şeytan kafası, Malboro, Coca Cola, Viking yazıları, karakterin kötü olduğunu destekler niteliktedir. Sokaklarda ayna ve camların kullanımı, özellikle de bu aynalarda ve camlarda Jacek’in yansımasının görünmesi, onun psikolojik durumuna ve bilinçaltına yapılan bir göndermedir. İdam odasının sade ve düzenli olması sistemin acımasızlığı ve öldürmenin sıradanlaşmasıyla bağdaşlaştırılabilir.

E) Efekt ve Müzik

Filmde kullanılan efektler, günlük gerçekliği yansıtan efektlerden oluşur. Filmin açılış sahnesi bir gerilim müziğiyle başlar. Bu sahnelerde arkaya konulan efektler, çocuk konuşmaları, bağırmaları, kapı gıcırtısı, arada hafif duyulan ıslık ve kilisenin çan sesleridir. Bu efektler filmde gerilim müziğiyle beraber kullanılmış ve böylece gerilim daha da arttırılmıştır.

Film müziği, özellikle de Avukat Piotry sahneye girdiğinde çalan müziktir. Piotry filmdeki en masum karakterdir. Çalan müzik ise tıpkı onun karakterinin naifliği gibi, ortamı yumuşatır.

Müzik filmde iki amaçla kullanılır; birincisi, Piotry sahneleriyle beraber ortamı yumuşatmaktır. İkincisi ise genelde bu kısımda müziğin ikinci kısmı devreye girer ve bu kısımda diğer iki karakter görünür. Önce taksicinin daha sonra da Jacek’in göründüğü sahneler… Bu sahnelerde, müzik yumuşatma amacının dışında seyircide acıma duygusunu uyandırır, seyirci bu müzikle beraber karakterle özdeşleşir. Çünkü iki karakter de katledilecektir.

F) Temel Anlamın Gösterileni

Filmsel öykü baz alındığında, temel anlamın gösterileninin 1980’li yıllarda Polonya’nın başkenti Varşova’da gerçekleşen bir cinayet ve sonucunda yaşanan olaylardır.

Gösterilen: Polonya + Varşova + adliye + Polonya toplumu + adalet + ceza kavramıdır.

2 – Filimsel Öyküye Yan Anlamsal Bakışlar

Kieslowski filmlerini anlamak için, Kieslowski’nin geldiği film geleneğine bakmak gerekmektedir. Kieslowski, tüm dünyada Ahlaki Kaygı Sineması’nı dünyaya duyuran yönetmen olarak bilinmektedir.  Polonya da diğer doğu bloku ülkeleri gibi, Sovyet rejimin baskısı altında film üretmeye çalışan bir ülkedir. Yine tüm doğu bloku ülkelerinde olduğu gibi, Polonya’da da sinema Sovyet rejimle beraber devlet desteği altına alınmıştır. Bu durum yönetmenlerin film çekmeleri için maddi imkân sağlamayı kolaylaştırsa da istedikleri filmleri yapmaları bakımından zorluklar çıkarmıştır. Çünkü devlet desteğiyle beraber, sinemaya ağır sansür yasaları getirilmiştir.

Bu dönem, Polonya sinemasının en yaratıcı dönemi olarak geçmektedir. Yönetmenler sansürden geçmek adına filmlerinde metaforik anlatımı geliştirmişlerdir. Ahlaki Kaygı Sineması bu dönemde ortaya çıkmıştır ve komünist rejimi en sert eleştiren hareket olmuştur.  Ahlaki Kaygı Sineması’nın amacı toplumda kolektif bilinç yaratmak, komünist rejimin baskısı altındaki toplumu göstermek ve insanlara etik değerleri hatırlatmaktır. Toplumda yıpranan ahlaki değerlerin, rejimin baskısına bağlı olduğunu savunmuşlardır.

Ahlaki Kaygı Sinemasının karakterleri, sosyalist gerçekçiliğin dayattığı gibi kahraman özelliklerine sahip değildir ve parti yöneticilerinin isteklerini sorgulamadan kabul etmezler. Karakterler yaşadıkları toplumun açmazları karşısında direnen, bireysel anlamda da psikolojik sorunlar yaşayan sıradan kişilerdir. Polonya halkını temsil eden karakterler, sistemin yarattığı travmalardan kurtulmak için kendi yarattıkları gerçekliğe sığınırlar.

Soytok

Kieslowski filmlerinde genellikle bu tip karakterler ön plana çıkar.  Kieslowski, karakterlerin iç dünyasına yönelerek evrensel bir dil yakalamaya çalışır. Çünkü tüm dünyanın ortak dili duygulardır. Kieslowski filmlerinde bu yüzden günlük yaşam ve karakterlerin iç çatışmalarını görmek mümkündür.  Etik değerlere dikkat çekmeye çalışırken, insan ve devlet ilişkisine de odaklanır, bu odaklanma görünür düzeyde olmasa da Polonya toplumunun etik değerlerden uzaklaşmasını devletin baskıcı rejimine bağlamaktadır.

Kieslowski karakterleri bu yüzden, nasıl yaşaması, nereye gitmesi gerektiğini bilmeyen, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu ayırt edemeyen ve sürekli bir arayış içinde olan karakterlerdir.

Öldürme Üzerine Kısa Bir Film’de tüm bu özellikleri görmek mümkündür. Jacek, tam da Ahlaki Kaygı Sineması’na uygun bir karakterdir. Sokaklarda başıboş dolaşan, içinde sevgisizlikten oluşan koca boşluğu doldurmaya çalışan, umutsuzca bir arayışın peşinde sürüklenen, gerçek bir yalnızdır.  Kieslowski, filmi çekme sebeplerini şu şekilde açıklar:

Bu filmi çekmek istememin sebebi, bütün bu olanların benim adıma yapıldığını düşünmem, çünkü ben bu toplumun bir üyesiyim, bu ülkenin vatandaşıyım ve bu ülkede birisi, bir başkasının boynuna ipi geçirip ayağının altındaki tabureye tekme atarsa, bunu benim adıma da yapıyor demektir. Ve ben böyle bir şeyi istemem. Bunu yapmalarını istemem. Bu filmin ölüm cezasından çok genel anlamda öldürmeyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Hangi sebeple olursa olsun, kimi öldürürseniz öldürün ve kim öldürülürse öldürülsün, öldürmek yanlıştır. Sanırım bu da bu filmi yapmamın ikinci sebebi. Üçüncü olaraksa Polonyalının dünyasını, insanların birbirlerine hiç acımadığı, birbirlerinden nefret ettiği, kimsenin birbirine yardım etmediği, sadece engel olduğu korkunç ve renksiz bir dünyayı tanımlamak istedim. İnsanların birbirlerini geri püskürttükleri bir dünya. Yalnız yaşayan insanların dünyası.

Stok, 2010, s. 138

Film en başta ölmüş birkaç canlının gösterildiği sahnelerle başlar.  Önce ölmüş böcekler, daha sonra böcekten biraz daha büyük bir canlı olan ölmüş bir fare ve daha sonra da fareden de büyük bir canlı olan kedinin, çocuklar –insanlar- tarafından asılmış olduğu gösterilir. Bu canlılar, güçsüzden güçlüye doğru sıralanır ve en sonunda hepsinden daha güçlü olan insanlar ön plana çıkar. Ölüm sadece insanlar için değildir, bilakis insanların dışındaki diğer canlılar için de ölüm, bizzat insan eliyle üretilmektedir. Filmin en başında insanların acımasızlığı ve insanların kendilerinden güçsüz olan her şeyi alt ettiği vurgulanır. Yani bu filmde “güçlünün güçsüz üzerinde kurduğu hakimiyet anlatılacaktır” mesajı, en başta seyirciye verilir.

Filmde suçsuz bir kişiyi öldüren Jacek, idama mahkûm edilir. Jacek’in idama mahkûm edilmesini sorgulayan film en sonunda onu öldüren devletin de suçlu olduğunu vurgular. Adalet kavramı, adaletin işleyiş biçimi ve asıl katilin kim olduğunu sorgulayan filmde dikkat çeken bir diyalog ceza kavramına değinmektedir. Piotry’nin mülakatta yaptığı Marx alıntısı: “Habil’den yana hiçbir ceza, suç işlenmesini engellemedi.”  İdam cezası da başkalarının suç işlemesini engellemeyecektir ve bu yüzden idama gerek var mıdır? Sorusu filmde sürekli karşımıza çıkmaktadır. Jacek, suçsuz bir insanı öldürür, bundan suçluluk duymaz. Aynı şekilde devlet de onu hiçbir suçluluk duymadan, soğuk kanlılıkla öldürür. Jacek cezasını ölümle öder fakat devlet işlediği cinayetten hiçbir ceza almaz. Böylece cinayeti devletin kendisi meşrulaştırmış olur. Filmde dikkat çekilen nokta, Kieslowski’nin de bahsettiği gibi, öldürmenin yanlışlığıdır. Öldüren ya da ölen önemsizdir. Öldürmek yanlıştır. Cezalar caydırıcı değildir ve bu yüzden insanların ölmesine gerek yoktur.

İçerik ve Biçim İlişkileri

Filmde sahnelerin tümü ‘kesmeler’ üzerine kurulmuştur. “Bu kurgu yöntemi daha çok, gerçek-sinema, sinema- direct ya da televizyon çekim tekniğinde kullanılmış ve kullanılan bir yöntemdir.” (Adanır, 2012, s. 90) Bu tekniği kullanma sebebi olarak, Öldürme Üzerine Kısa Bir Film’in ilk başta televizyonda yayınlanması için çekilmesi gösterilebilir. Filmin başından beri her sahnede karanlık bir atmosfer vardır. Bu atmosferin dışında dikkat çeken unsur, karakterlerin karanlık bir çemberle çerçevelenmiş olmasıdır. Bu görüntü filmde yaşanan olayların bir düş, daha doğrusu kâbus gibi görünmesini sağlamaktadır.

Filmde yansımalara çokça yer verilmesi, birden fazla ayna kullanımı ve bu yansımaların genelde flu olması, filmin daha başından psikolojik bir film olacağının ipucunu vermektedir. Kieslowski filmlerinin mistik bir yanı vardır. Onun filmlerinde fantastik ögelere rastlamak mümkündür. Jacek’in taksiciyi öldürmeye götürdüğü sahnede yolda duran ve elinde şerit olan karakter sanki yaşanacak olan olayları biliyor gibidir. Jacek’le göz göze gelir ve Jacek’e kafasını sallar. Sanki onu cinayeti işlememesi konusunda uyarıyordur. Bu karakter, gizemlidir ve geleceği bilmesi açısından filme mistik bir anlam yüklemektedir. Jacek’i uyarmasına karşın olacak olaylara engel olmaz çünkü filmde kadercilik üzerine de durulmuştur. Olacak olaylar karakterlerin kaderidir ve kadere kimse engel olamaz. Bunu Piotry’nin kafede kız arkadaşıyla kurduğu diyalogdan anlayabiliriz: “Hayatta her şeyin mümkün olduğunu hissettiğin anlar vardır, öyle ki yol senden önce açılmıştır ve sen istediğini yapabilirsin.” Bu diyaloğun öncesinde kız arkadaşı, Piotry’inin el falına bakar ve ona kaderini söyler. Filmdeki kaderci anlayış biçime de bu şekilde yansımış, diyaloglarla desteklenmiştir. Filmde falcıların kısa bir an görünmesi, kaderci yaklaşımı ve yolda duran işçinin Jacek’e uyarıcı bakışlarla bakması filmin mistik yönünü kuvvetlendirmiştir. Kieslowski, filmde varoluşsal ve Polonya halkının ahlaki problemlerine yönelmiştir. Arka arkaya yaşanan iki cinayeti göstermiş, karakterlerin kötülüklerine de mağduriyetlerine de yer vererek olaylara tarafsız şekilde yaklaşmıştır. Seyirciyi yaşanan olayları ve sonuçlarını sorgulamaya davet etmiştir.

Film paralel kurgu yöntemiyle ilerler. Bu yöntem Kieslowski filmlerinde çokça kullandığı bir yöntemdir. Onun sinemasında tesadüfler önemlidir.  Filmde birbirini tanımayan üç karakter vardır. Jacek, Piotry ve taksici, film bu üç karakterin ayrı ayrı yaşamlarını gösterir. Başlangıçta üç farklı hikâye gibi görünen hikâye filmin sonunda tek bir hikâyeye evrilir. Bu karakterler, yan yana gelene kadar birbirleriyle karşılaşırlar. Yollarda, kafelerde… Jacek yollarda dolaşırken kırmızı bir taksi yanında durur, bu taksi, öldüreceği taksicinin arabasına çok benzer fakat bu net şekilde gösterilmez. Kieslowski seyirciyi bu yöntemle ikilemde bırakır. Acaba o mu? Sorusunu çoğu filminde seyirciye sordurtur. Piotry’nin motoruyla yollarda sevinçle dolaştığı sahnede ise kırmızı ışıkta taksicinin önünde durur. Jacek’in sevdiği kadına daha önce taksicinin kur yapması da tesadüftür. Kieslowski’nin karakterlerinin yaşamları ilginç şekilde birbirlerine bağlıdır. Olaylar, tesadüfler silsilesinden oluşur.  Karakterler bir araya gelene kadar hayatları mutlaka bir yerlerde kesişir. Bu noktada da filmde kaderci bir yaklaşımdan söz etmek mümkündür. Kieslowski bu tesadüfleri göstermek için paralel kurgu yöntemini tercih etmektedir.

Filmde aynaların yanı sıra kullanılan parmaklıklar, ilk başta sokakta yürüyen Jacek’in, daha sonra avukatın parmaklıkların arkasında görünmesi. Aslında ikisi arasında bir fark olmadığının göstergesidir. İkisi de mahkumdur: Jacek katil olduğu, Piotry ise ideallerini gerçekleştiremeyip sisteme boyun eğdiği için.

İlginizi Çekebilir

Quentin Tarantino Gibi Filmler Nasıl Çekilir?
Sinema
428 görüntüleme
Sinema
428 görüntüleme

Quentin Tarantino Gibi Filmler Nasıl Çekilir?

ADMIN - 12/12/2020

Tarantino’nun filmlerini neyin bu kadar farklı kıldığına ve yönetmenlik stilini oluşturmak için birleştirdiği öğelere bir göz atın. Bugünün film öğrencilerine…

Panasonic S1H ProRes RAW
Kamera
733 görüntüleme
Kamera
733 görüntüleme

Panasonic S1H ProRes RAW

ADMIN - 24/05/2020

Panasonic S1H ProRes RAW'ı bekleyenler biraz daha beklemek zorunda kalacaklar. Panasonic LUMIX S1H, çok yönlülüğü ve karlı kayıt formatları nedeniyle…

ARRI ALEXA LF SUP 4.3 Update
Kamera
959 görüntüleme
Kamera
959 görüntüleme

ARRI ALEXA LF SUP 4.3 Update

Ahmet Yetim - 19/05/2020

ARRI ALEXA LF - Değişiklikler ve Yeni Özellikleri Lensler ARRI Rental DNA lenslerinin tanınması ARRI ALEXA LF SUP 4.3 ile…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.